*Müjdat Gezen, Celal Sururi'nin ilginç anılarını ve 'yuttum hastalığı' olarak bilinen durumunu kaleme aldı.* Tiyatro dünyasının büyük komiği olan Celal Sururi, hayatı boyunca birçok ilginç olaya imza atmıştır. Gezen, Cumhuriyet gazetesindeki yazısında Sururi'nin eşyalarla olan ilişkisini ve onun 'yuttum hastalığı' olarak bilinen durumunu detaylandırdı. Bu yazıda, Sururi'nin hayatından kesitler sunuluyor.
Celal Sururi, tiyatro sahnelerinin unutulmaz isimlerinden biridir. Gezen, onun 'yuttum hastalığı' ile ilgili anekdotlar paylaşarak okuyuculara Sururi'nin komik ve ilginç yönlerini aktarıyor. Sururi, kaybolan her şeyi yuttuğunu sanarak çevresindekilere eğlenceli anlar yaşatmıştır. Bu durum, onun karakterinin bir parçası haline gelmiştir.
Gezen, yazısında Celal Sururi'nin yemek masasında yaşadığı komik bir olayı aktarıyor. Yemek yerken çay kaşığını yere düşüren Sururi, hemen etrafındakilere sorar: 'Kaşığımı gören var mı?' Ancak kimse cevap vermez. Sururi, bu durumda rahat bir şekilde: 'O zaman yuttum' diyerek durumu komik bir hale getirir. Bu anekdot, onun mizah anlayışını ve rahat tavırlarını gözler önüne seriyor.
Bu olay, Sururi'nin 'üçleme huyu' olarak bilinen bir özelliği ile de ilişkilidir. Yemek masasında yaşanan bu tür durumlar, onun komedi anlayışının bir parçası olmuştur. Gezen, bu huyun detaylarını haftaya anlatacağını belirtiyor. Sururi'nin bu tarz davranışları, onu tiyatro dünyasında özel kılan unsurlardan biridir.
Ali Sururi, kardeşi Celal Sururi'ye konağın kapısının anahtarını alıp almadığını sorar. Celal Sururi, 'Sen almadın mı?' diyerek durumu komik bir hale getirir. Ali Sururi, 'Kapıyı en son sen kilitledin, anahtarı sen aldın' der. Celal Sururi, bu durumda yine rahat bir tavırla: 'O zaman yuttum' diyerek yanıt verir. Bu diyalog, onun mizahi yönünü bir kez daha ortaya koyar.
Celal Sururi'nin bu tür anekdotları, onun hayatının ne kadar eğlenceli geçtiğini gösteriyor. 'Yuttum hastalığı' olarak bilinen durum, onun karakterinin bir parçası haline gelmiştir. Bu tür olaylar, tiyatro dünyasında unutulmaz anılar olarak kalacaktır. Müjdat Gezen, bu yazısıyla Sururi'nin anılarını yaşatmaya devam ediyor.